Satış Sanati

İyi Satıcı Olmanın 7 anahtar Felsefesi

By  | 
İyi Satıcı Olmak

İyi satıcı olmanın 7 anahtar felsefesi

İyi Satıcı olmanın kapısından girebilmek için 7 kapı vardır. Her kapının da 7 anahtarı Bu makale boyunca 7 anahtarın ismini bulacak ve öğreneceksiniz.

“İnsanlar kesinlikle bir şirketin en önemli aktifidir. Ürünün araba ya da kozmetik olması önemli değildir. Bir şirket elinde tuttuğu insanları kadar iyidir.” Maty Kay Ash

Perakende sektörü kendine özgü kural, standart, mantık, sistem, anlayış ve uygulamaları olan bir sektördür. Çoğu zaman perakendenin mantığını anlamak ve bu anlam bütünü üzerinden perakendeye yaklaşmak ,üretim ve toptancılık sektörlerinden ya da diğer yan sektörlerden gelenler için oldukça  zor olmuştur.

Satış danışmanlığı perakende mağazacılıkta sistemin odak noktasıdır ve en önemli aktörlerinden biridir. Bu kadar önemine rağmen perakende firmaları tarafından da en çok ihmal edilen her ne hikmetse onlardır.

Perakende firmaları satış danışmanları konusunda ne tür hatalar yaparlar?

Hatalar işe alımdan başlar.

Çoğu zaman satış danışmanı olarak işe alınanların kimlik ve kişiliklerinin biricik oluşuna, sahip oldukları temel yetenek ve kabiliyetlerinin doğru anlaşılmasına ve ona göre daha en başından satış danışmanlarına özel bir “kariyer yolu” çizilmesi konusuna kadar çoğu önemli adım atlanır ve ötelenir.

Satış danışmanlarının mağaza ortamı, merkez ilişkileri, mağaza takımı ve iş oryantasyonu ideal anlamda yapılmaz.

Ürün bilgisi eğitimleri tam ve doğru verilmez.

Sadece bir istatistik değer olarak mağaza içinde sadece “bulunmaları” istenir ve yeter görülür.

Kariyerleri planlanmaz.

Periyodik eğitimleri verilmez. Kendilerini geliştirmelerine imkan tanınmaz. Gelişimleri takip edilmez.

Ne yapmak lazım. Öncelikle perakende firmalarının satış danışmanlarını bir değer olarak görmeleri ve onlara yatırım yapmaları gerekir.

“Sıradan şeyleri güzel bir dille anlatmak zordur” der Horatius

Tam da bu noktada satış danışmanlarının da kendileri için yapacakları ve yapmaları gereken yatırımlar var.

Satış danışmanlığında başarı için altın kurallar var. İşte en çok öne çıkan 7 tanesi:

Kendini tanı! Kişisel vizyonunu Oluştur.

Satış danışmanı kendini güçlü ve zayıf yönleri itibarıyla ne derece iyi tanırsa, hem kişisel gelişim hem de mesleki yönden kendini geliştirme imkanlarını da o derece etkili yakalayacaktır. Çoğu zaman eğitimlerimde de görmekteyim ki satış mesleğine yeni adım atmış çoğu genç bu arkadaşlar yeni adım attıkları bu satış danışmanlığı mesleği ile ilgili bir başarı hedefi ve basit de olsa bir gelecek vizyonu taşımamaktadırlar. Yaptıkları iş üzerinde hiçbir şekilde düşünmemektedirler. Ne yapmak lazım? Öncelikle bu mesleği sahiplenmek, marka aidiyetini bu gençlere taşımak lazım.

Bu senin mesleğin. Mesleğini sev!

Meslek önemli. Meslek seçimi önemli. Mesleğini profesyonelce yapmak da önemli. Ama tüm bunlar içinde belki de mesleki başarı için en önemli gereklilik: “Mesleğini sevmek ve severek yapmak” İşte bu altın kural gibisi dünya üzerinde yoktur. Uzun yıllar üzerine hayat kurulacak bir meslekte hem başarı hem de “psikolojik nitelikte duygusal doyum” yakalamak ancak ve ancak mesleğini gereçkten çok sevmekten geçer.

Satış danışmanı mağazacılığı ve mesleğini sevdiği ölçüde gelişir.

Mutluluk, mesleğinde kendini geliştirdiğin kadar senindir

Satış danışmanının mesleğini sevmesi mesleki doyum için gerekli bir şart ama yeterli bir şart değildir. Ne gerekir? Meslekte kendini her gün geliştirmenin hazzını yaşamaya ihtiyaç vardır. Bu nasıl olacak? “Ömür boyu öğrenme” ilkesini tam anlamıyla benimseyerek ve öğrenmenin güzelliklerini hayatının merkezine alarak.

Daima araştır ve öğrenme modunda ol. Gelişmenin yolu budur.

Özlü bir sözde derki: “Öğrenmenin 3 kaynağı vardır: Çok görmek, çok acı çekmek ve çok çalışmak” İnsanı geliştiren ve öğrenmeye sevk eden en önemli insani saik ve içsel enerji kaynağı “merak duygusudur.” Merak duygusu insanı, öğrenmek, araştırmak, keşfetmek ve aradığını bulmak yönünde harekete geçirir. Bu öğrenme süreci insanı dinamik kılar ve dinamik tutar. Güzel olan budur. Öğrenme modunda olmak ve bu modda mağazada satış yapmak, iş görmek ve müşteri hizmeti üretmek personeli diri tutar.

Ekip uyumuna önem ver. Bu uyum sana sinerjik başarıyı taşıyacak

Mağaza ortamında iş yapmak takım olarak birlikte, uyum içinde çalışmayı gerekli kılar. Mağaza çalışanları arasındaki birlik beraberlik ruhu, olumlu enerji ve iş ve hizmet üretme şevk ve kapasitesi müşteri için etkileyicidir. Müşteri böyle bir pozitif ambiyansı sever ve bu ambiyanstan kesinlikle hoşlanır.

Öz disiplinli ol ve Kendinle yarış.

“Büyük insanların hayat hikayelerini okurken, ilk zaferlerini kendilerine karşı kazandıklarını görmüşümdür. Hepsinde de öz disiplin başta geliyordu.”  Harry Truman

Mağaza ortamında “öz disiplinli” olmak kritik önemdedir. Öz disiplin, çalışanı işe motive edici ve son derece seçkin bir içsel enerji kaynağıdır. Öz disiplin insanın içsel kaynaklarını iş yapabilmede tek noktaya odaklar. Bu tek noktada insan ihtiyaç duyduğu tüm enerjiyi alabilir ve iş esnasında gerçek bir farklılık yaratma potansiyeline sahip olur.

Sevgi en güçlü insan enerjisidir. Üret, kullan ve yay. Başarı senindir.

“Sevgiyle beceri birlikte olduğu zaman bir şaheser bekleyebilirsiniz.” der William James. Son derece haklı bir sav ve güzel bir söz. Sevgi en güçlü insan enerjisidir. Satış danışmanlığını bir meslek olarak gören ve bu mesleğin gereklerine göre donanımlı olmak zorundadır. Bu donanımın olmazsa olmaz alt yapısında ve harcında ise “sevgi” vardır. Yine tam da bu konuda özlü bir sözde der ki: “Sevmek ve sevgiyi göstermek-vermek, bir yo-yo’dur. Ancak gönderirsek geri gelir.” Müşteri hizmeti eşliğinde satış yapmak da kesinlikle bu damardan beslenir. Satış danışmanı bir hizmet ve bir yardım olarak müşteriye doğru ne kadar içsel pozitif enerji gönderirse bu enerjiler müşteri tarafından da satış danışmanına yine “satış, ilave satış, alternatif satış, hoşlanma, markayı sevme, mağazayı sevme, hizmeti onaylama, gülümseme, teşekkür, tebrik, kendini iyi hissetme, memnuniyet, farklı hissetme, sadakat vb” pozitif faydalar şeklinde geri dönecektir.

O halde yazımızı Alvin Tofler’in şu harikulade sözü ile bitirelim: “21. Yüzyılın cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil, öğrenmeyi öğrendiğini unutup yeniden öğrenmeyi bilmeyenler olacaktır.”

 

Aydın Yıldız / Marka Danışmanı

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir