Satış Sanati

Satışın İçinde…”Kaybolmak ya da Kendini Bulmak”

By  | 

Satışı sevmek“Satış yapmak” ve “satın almak” arasında çok ilginç bağlar ve bağlantılar vardır.
Öncelikle bu iki kavramın arasındaki en önemli ortak payda “marka, ürün ve hizmet” kalitesi, algılanırlığı, farklılığı, değer ve faydasıdır.

Satış yapmak için önce satış yapabilmenin temel hijyen şartlarının yerine getirilmesi sonra da bu şartların tüm detaylarda pişirilmesi, olgunlaştırılması, satış yapabilmeyi kolaylaştıran tüm kavramların özünün tam ve doğru olarak doldurulması ve hakkının verilmesi gerekir.

Satış yapmak için… Satışı kolayca yapmak için; satış yapmak kavramının “içselleştirilmesi, özümsenmesi, benimsenmesi ve en genel kapsayıcı şekilde sevilmesi gerekir.”

Satış bir meslektir. Başlangıç burasıdır.
Ancak satışı kendiniz için “gerçekten” bir meslek olarak gördüğünüzde…
Tüm varlığınızla mesleğinize kilitlendiğinizde…
Tüm gücünüzle kendinizi mesleğinize verdiğinizde…
Öğrenme aşkı ve iştiyakı ile mesleğinizin sizden isterleri içinde “kaybolduğunuzda”
Müşteriye hizmet verirken “hizmet verme” dışında her şeyi “unuttuğunuzda”, siz bu meslekte “başarılı olmaya “hak kazanmışsınız” demektir.

Bir meslek, özünde ve kabuğunda çok farklı perspektiflere sahiptir.
Bir mesleğe girdiğinizde o mesleğin belirlenmiş kuralları, önceden var olan deneyimlerle sabitlenmiş sistem işleyiş kurgusu, disiplin örgüsü, davranış ve duygu kalıpları olduğunu görürsünüz. Her kalıbın hakkını vermek ve bu kalıpların dışında da zaman içinde kendi kişisel başarı normlarını üretmek satış mesleğinin başarı ve sürdürülebilir olma vizyonudur. Açarsak ve özetle başlıklar halinde sunarsak, satış mesleğini seçtiğinizde mesleğin size önerdiği;

• Temel başarı kuralları (Şirket prosedürleri, talimatlar ve işyeri çalışma kuralları)
• Mesleğin mesleğe girenden ilk elde istediği temel hijyen şartlar (giyinim, görünüm, izlenim, olumlu enerji…)
• Bilgisel derinlik (Ürün, marka, hizmet, müşteri, yapı ve işleyiş bilgisi…)
• Sevgisel derinlik (İşini sevmek, mesleğini sevmek, müşterileri sevmek, iletişimi sevmek, hizmet üretmeyi, vermeyi ve sunmayı sevmek…)
• Teknik beceri sahipliği (Satış teknikleri, varsa farklı mesleklerdeki deneyim, varsa mesleki eğitimler, varsa uzmanlaşılmış mesleki branşlar…)
• Kişisel hedefler ve gelecek vizyonu taşıma (Ne yapmak istiyorsunuz? Neyi başarmak istiyorsunuz? Hangi özel ve özgün kaynaklarla nasıl başarmayı düşünüyorsunuz?…)
• Kendi özel güçlerinin ve etkileyiciliğinin farkında olma (Kolay iletişim kurma, sabır, kör iyimserlik, özverili ve özgüvenli davranışların sonuç üreten etkileri, sürekli isteklilik, öğrenme potansiyeli, etkili ve güven verici ürün bilgisi hakimiyeti, hizmet üretmede doğal samimiyet, içten ve candan olma, sevecen bir karakter olma…)

Bir meslek sahibi olmak demek, o meslekte “uzmanlaşmak” istek ve niyeti demektir.
Bu niyet varsa meslek zaman içinde kendi “sırlarını, efsun ve büyülerini” size açar.
Siz o mesleği her yönüyle “kabul ettiğinizde” gerçekten ve samimi olarak benimsediğinizde, meslek de sizi kabul edecek, özünde sahi olduğu tüm güzellikleri, tüm kolaylıkları, tüm başarı tüyolarını en zorlu satış süreçlerinin en keskin virajlarında tam da ihtiyacınız olan anlarda “kulağınıza fısıldayıverecektir.” Bu bir ütopya değil. Anlattığım ve dile getirmeye çalıştığım sadece “odaklanmanın gücü”

Siz tüm öz kaynaklarınızla bir mesleğe odaklandığınızda mesleğin tüm gizemi size en özel şekilde açılacaktır. Osmanlıcadan ödünç alacağım bir kavramla satış mesleğinin tüm kolaylıkları size “ayan” olacaktır.

Şimdi satış mesleğinin içini doldurarak, hakkını vererek, odaklanarak müşteri karşısına çıkıldığında “satış yapmak” sadece bir teferruat olacaktır.

Siz “satış yapmanın hakkını “ verdiğinizde zaten “satın alma” tarafında da öyle enli-boylu düşünmeye, hesap-kitaplar yapmaya, ayak diremeye, süreci yokuşa sürmeye doğal olmayan süreci tıkamaya aday robotik satın alma teknikleri kullanmaya gerek bile kalmayacak. Neden? Satış süreci “şekilsel” olmaktan öte “öz” üzerinden olacak da ondan. Güzel bir atasözümüz var. Çok beğenirim. Der ki atasözü: “Ağızdan çıkan söz kulağa ya gider ya gitmez. Ama söz yürekten çıktığında diğer yüreğe ve yüreklere dokunmadan gelmez” Yine bu atasözünü destekleyen daha bilindik biz söz var konumuzla ilgili onu paylaşmakta yarar var. “Kalpten kalbe bir yol vardır”

Satış yapmada ve satın almada işte bu kalpler arasında yer alan yolların “farkında” olarak satış iletişimi kurulduğunda hiçbir tekniğe, kurguya, hamleye, yapaylığa ihtiyaç kalmayacak. Alışverişte otantiklik ve samimilik damarı yakalanabildiğinde satışlarda satın almalar da zaten “kendiliğinden ve kendi kendine” güven temelinde bir akışa ve çözüme bağlanmış olacaktır.

Bu da satış yapmanın ve satın almanın çok özel ortak paydalar üzerinde buluşabileceği ve buluştuğunda da tüm meslek sahiplerine ne derece özel kapılar açabileceklerini gösteren sadece küçük bir anekdot.

Satış mesleği detaylarla örgülenen bir meslek.
Bu meslekte başarı detaylara hakim olmaktan geçer.
Bu meslekte başarı bu mesleği öncelikle “meslek” olarak görmekten geçer.
Bu meslekte başarı mesleğe bir kez girdiğinizde “her şeyinizle” o mesleğin içinde “kaybolmaktan” geçer.

İşte somut gerçek bu.
Şimdi tercih zamanı.

Eğer gözünüz kesiyorsa, “dükkan sizin” : – )) ya da “dünya”…

Aydın Yıldız

2 Comments

  1. TAYLANT PAKSOY

    21 Temmuz 2014 at 6:13 am

    Aydın bey çok teşekkürler her sabah sizin yazılarınızla güne başlıyorum satışlarda etkili oluyor başarılarınızın devamını diliyorum

  2. Pingback: Pazarlamada Yeni Trendler ve Trend Okumaları | Perakende Vitrini

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir